Küreselleşme sürecinde çok kültürlülüğün ulus devlet üzerindeki etkileri
Tez Türü Yüksek Lisans
Ülke Türkiye
Üniversite Tokat Gaziosmanpaşa Üniversitesi
Enstitü Sosyal Bilimler Enstitüsü
Anabilim Dalı Kamu Yönetimi Ana Bilim Dalı
Tez Onay Yılı 2019
Öğrenci Adı ve Soyadı Özkan AL
Tez Danışmanı DR. ÖĞR. ÜYESİ MÜŞFİKA NAZAN ARSLANEL
Türkçe Özet Ulus inşası, tarihsel bakımından, batı toplumlarında en az 300–400 yıllık bir dönemi kapsamaktadır. Batı için eski olan `ulus devlet` doğu toplumları için yeni bir kavramdır. Son yüzyılın toplum ve devlet yapılarında değişimlere yön veren olgusu küreselleşmedir. Ekonomik, siyasi ve kültürel her alanı etkisi altına alan bu olgu ulus devlet yapılarını kaçılmaz biçimde değişime zorlamaktadır. Çok uluslu şirketler ve medya aracılığı ile `milli` olan her şeyi `küresel` ile değiştirme yaklaşımı tüm dünyada uygulanmaktadır. Küreselleşmenin toplumlara vaat ettiği insan hakları, refah, teknoloji, serbest dolaşım, daha geniş haklara dayalı demokrasi anlayışının yanı sıra, yerellik, kimlik çeşitlilikleri, mikro milliyetçilik, göçmen ve terör gibi olumsuzlukların ortaya çıkmasında rol alan bu olgunun çok boyutlu olduğunu göstermektedir. Bütün dünyada sosyal bilimlerin özellikle son yirmi yılında temel tartışma alanlarından biri küreselleşme olmuştur. `Kendisi de dahil her şeyi değişime sürükleyen şey` olarak ifade edilebilecek küreselleşmenin karşısında durabilecek etki alanını sınırlandırabilecek tek bir güç bulunmaktadır o da ulus devletlerdir. Küreselleşme ulus devleti kendi ekonomik politikalarını belirleme özerkliğinden mahrum bırakmaktadır. Herhangi bir milliyete ait olamayan ekonomiler `tüketim toplumu`, `küresel toplum`, `sivil toplum` gibi yeni yaklaşımları güçlendirmiştir. Yerel kimliksel ve kültürel talepler ulus devletin egemenlik alanını ulus-üstü ve altı örgütlenmeler aracığı ile tehdit etmektedir. Ulus devletin oluşumunda en temel unsur hiç şüphesiz milliyet fikridir. Küreselleşme bütünleştirdiği kadar farklılaştıran toplumsal sonuç doğurmaktadır. Üniter Devlet yapının bir anlamda kutsadığı topraksallığı ve egemenliği daha da aşındıran çok kültürlülük politikaları özellikle uluslar arası kuruluşlar tarafından dayatılmaktadır. Ülkemizde özellikle son yıllarda `Yeni Osmanlılık` anlayışı farklı din ve etnik gruplar birlikteliğine dayalı yapılaşma öngörüsünün biçimlenmesidir. Bu yapılanma kurucu kültür ve siyasi birliğin devamlılığı sağlayacak `aidiyet` temelini sarsacak etkiler ortaya çıkarır. Ulus Devletler inşa süreçlerinde kimlik ve çeşitlilik yaklaşımını reddetmiş bütünleşme temelinde örgütlenmiştir. Bu çalışma `küreselleşme ekseninde çok kültürlük ulus devletlerin sonu mu?` sorusuna cevap aramak için yapılmıştır.
İlgilizce Özet The construction of a nation covers a period of at least 300-400 years in western societies. The notion of `Nation State` is an old term for the West while it is a new concept for Eastern societies. Globalization is the phenomenon which guided changes in society and state structures in the last century. This phenomenon, which affects all areas of economic, political and cultural life, forces the nation-state structures into an inevitable changed. The approach of replacing everything `national` with `global` through multinational companies and the media is applied all over the world. Globalization promises societies human rights, welfare, technology, free movement, democracy based on broader rights, and it is seen that this phenomenon is multidimensional in the emergence of negativities such as locality, identity diversity, micro nationalism, immigration and terror. Globalization has been one of the main areas of discussion in the last twenty years of social sciences all over the world. There is only one force, nation states, that can limit the sphere of influence that might stand against globalization, expressed `as something that changes everything, including itself`.Globalization deprives the nation-state of its autonomy in determining its economic policies. The economies that do not belong to any nationality have strengthened new approaches such as `consumer society`, `global society` and `civil society`. Local identity and cultural demands threaten the sovereignty of the nation state through the supra-national and sub-national organizations. The most fundamental element in the formation of the nation state is undoubtedly the idea of nationality. Globalization has a social consequence that differentiates it. Multiculturalism policies, which in a sense, erode the territoriality and sovereignty that the unitary state structure blessed are especially imposed by international organizations. The New Ottomanism concept in our country, especially in recent years, is the formation of the foresight based on the association of different religious and ethnic groups. This structure creates effects that will undermine the sense of belonging that will ensure the continuity of the founding culture and political unity. Nation states were organized on the basis of integration that rejected the identity and diversity approach in their construction processes. This paper aims to answer the question of whether multiculturalism is the end of nation states on the axis of globalization.

Paylaş