| Tez Türü | Doktora |
| Ülke | Türkiye |
| Üniversite | Tokat Gaziosmanpaşa Üniversitesi |
| Enstitü | Lisansüstü Eğitim Enstitüsü |
| Anabilim Dalı | Maliye Anabilim Dalı |
| Tez Onay Yılı | 2026 |
| Öğrenci Adı ve Soyadı | Muhammed Fatih IŞIKMAN |
| Tez Danışmanı | DOÇ. DR. DOĞAN BOZDOĞAN |
| Türkçe Özet | Küreselleşmenin hız kazanmasıyla beraber çok uluslu şirketlerin farklı ülkelerdeki vergi avantajlarından yararlanarak vergi yüklerini hafifletmeleri, uluslararası vergi sisteminde birtakım sorunların meydana gelmesine neden olmaktadır. Bu sorunlar arasında zararlı vergi rekabeti, vergi cenneti olarak nitelendirilen ülkelerin sayılarındaki artış, vergi kaçakçılığı vb. hususlar yer almakla birlikte, söz konusu sorunların başında matrah aşındırma ve kâr aktarımı (BEPS), diğer bir diğer ifadeyle kâr kaydırma gelmektedir. Matrah aşındırma ve kâr aktarımı yöntemi, ülkelerin önemli miktarlarda vergi gelirlerinden mahrum kalmasına yol açmakta ve uluslararası ölçekte bir çözüm getirilmesi gereken başlıca konulardan biri olmuştur. Bu doğrultuda, OECD/G20 önderliğinde yürütülen Matrah Aşındırma ve Kâr Aktarımı Projesi'nin ikinci ayağı olarak düzenlenen ve uygulamaya konulan küresel asgari kurumlar vergisi, yıllık konsolide gelirleri 750 milyon avro ve üzeri konsolide hasılata sahip olan çok uluslu şirketler için %15 oranında efektif vergi oranı getirerek uluslararası ölçekte meydana gelen zararlı vergi rekabetinin sınırlandırılması amaçlanmaktadır. Bu tez çalışmasının temel amacı, küresel asgari kurumlar vergisi uygulamasının teorik altyapısını ve uygulama çerçevesini ortaya koyarak, küresel asgari kurumlar vergisi uygulamasının Türkiye üzerindeki olası etkilerini; vergi gelirleri, vergi rekabeti, Türkiye'nin küresel asgari kurumlar vergisi sistemine uyumu, yabancı yatırımlar, ÇUŞ'ların yatırım kararları ile Türkiye'nin idari, kurumsal ve teknik kapasitesi açısından çok boyutlu şekilde analiz etmektir. Çalışmada söz konusu uygulamanın Türkiye'nin kurumlar vergisi yapısı, yatırım iklimi, yabancı yatırımlar, vergi teşvik politikaları, vergi gelirleri, idari, kurumsal ve teknik açıdan uyum kapasitesi ve uluslararası rekabet gücü üzerindeki olası etkileri analiz edilmiştir. Ayrıca elde edilen bulgular doğrultusunda Türkiye'nin bu uygulama ile potansiyel fırsat ve riskleri üzerine de birtakım değerlendirmeler yapılarak çeşitli önerilerde bulunulmuştur. Çalışmada yöntem olarak nitel araştırma modeli benimsenmiştir. Bu kapsamda ilgili konuda bilgi ve tecrübe sahibi oldukları değerlendirilen akademisyen, gelir uzmanları, vergi müfettişleri, YMM ve SMMM'lerden oluşan toplam 11 yüz yüze görüşme gerçekleştirilmiştir. Elde edilen veriler titizlikle incelenmiş ve küresel asgari kurumlar vergisinin Türkiye üzerine olası etkileri belirli temalar altında toplanarak yorumlanmıştır.Katılımcıların görüşleri doğrultusunda elde edilen bulgular, küresel asgari kurumlar vergisi uygulamasının Türkiye'nin mevcut vergi teşvik sisteminin etkinliğini zayıflatabileceğini göstermektedir. Özellikle düşük efektif vergi yükü sunan mevcut teşvik mekanizmalarının yeniden tasarlanmasının gerekliliğine dikkat çekmektedir. Söz konusu uygulamayla birlikte vergi oranına dayalı rekabet avantajının azalmasıyla Türkiye'nin yabancı yatırımları çekme hususunda teşviklerin yanı sıra hukuki öngörülebilirlik, makroekonomik istikrar, iş gücü, fiziksel ve dijital altyapı, lojistik avantajları gibi vergi dışı rekabet unsurlarının daha fazla önem kazanacağı değerlendirilmiştir. Türkiye'de küresel asgari kurumlar vergisi mükellefi sayısının sınırlı olmasına rağmen söz konusu uygulamanın Türkiye'nin mevcut vergi gelirlerine pozitif anlamda katkı sunabileceği değerlendirilmektedir. Türkiye bu uygulamaya idari ve kurumsal kapasite açısından birtakım avantajlara sahip olması ve hızlı adaptasyon sağlamasına rağmen söz konusu alanların geliştirilmesine ihtiyaç olduğu tespit edilmiştir. Genel olarak elde edilen bulgular, söz konusu uygulamanın Türkiye açısından yalnızca vergisel sonuçlar meydana getiren bir uygulama olmadığını, aynı zamanda yatırım çekme politikaları, teşvik sistemini, küresel rekabet gücünü ve maliye politikasını etkileyebilecek kapsamlı bir dönüşüm sürecini ifade ettiğini göstermektedir. |
| İlgilizce Özet | With the acceleration of globalization, the ability of multinational enterprises to reduce their tax burdens by benefiting from tax advantages in different countries has led to various challenges in the international tax system. These challenges include harmful tax competition, the increasing number of countries characterized as tax havens, tax evasion, and other related issues. Among these challenges, however, base erosion and profit shifting (BEPS), also referred to as profit shifting, is one of the most significant. Base erosion and profit shifting may result in countries losing substantial amounts of tax revenue and has consequently become one of the major issues requiring a coordinated solution at the international level. In this regard, the Global Minimum Corporate Tax, developed and implemented as the second pillar of the Base Erosion and Profit Shifting Project led by the OECD/G20, introduces a 15% effective tax rate for multinational enterprises with consolidated annual revenues of EUR 750 million or more, with the aim of limiting harmful tax competition at the international level.The primary objective of this thesis is to examine the potential effects of the Global Minimum Corporate Tax on Türkiye from multiple dimensions by outlining its theoretical foundations and implementation framework. In this context, the study analyzes its potential effects on tax revenues, tax competition, Türkiye's compliance with the Global Minimum Corporate Tax system, foreign investment, the investment decisions of multinational enterprises, and Türkiye's administrative, institutional, and technical capacity. The study also analyzes the potential effects of the implementation on Türkiye's corporate tax structure, investment climate, foreign investment, tax incentive policies, tax revenues, administrative, institutional, and technical compliance capacity, and international competitiveness. Furthermore, based on the findings obtained, the potential opportunities and risks that the implementation may present for Türkiye are evaluated, and various recommendations are proposed.A qualitative research design was adopted in the study. Within this framework, face-to-face interviews were conducted with a total of 11 participants comprising academics, tax specialists, tax inspectors, Certified Public Accountants (YMMs), and Certified Public Accountants (SMMMs) who were considered to possess relevant knowledge and professional experience in the field. The data obtained were systematically examined, and the potential effects of the Global Minimum Corporate Tax on Türkiye were interpreted by organizing the findings under specific themes.The findings obtained from the participants' views indicate that the implementation of the Global Minimum Corporate Tax may weaken the effectiveness of Türkiye's existing tax incentive system. In particular, the findings highlight the need to redesign existing incentive mechanisms that provide relatively low effective tax burdens. It is also assessed that, as the implementation reduces the competitive advantages derived from tax rates, non-tax factors of competitiveness such as legal predictability, macroeconomic stability, the labor force, physical and digital infrastructure, and logistical advantages will become increasingly important, alongside tax incentives, in attracting foreign investment to Türkiye. Although the number of taxpayers subject to the Global Minimum Corporate Tax in Türkiye is expected to remain limited, the implementation may nevertheless make a positive contribution to Türkiye's existing tax revenues. Although Türkiye has certain advantages in terms of administrative and institutional capacity and is capable of adapting rapidly to the implementation, it was determined that these areas nevertheless require further development. Overall, the findings demonstrate that the implementation should not be regarded solely as a measure producing tax-related consequences for Türkiye; rather, it represents a comprehensive transformation process that may also affect investment attraction policies, the tax incentive system, global competitiveness, and fiscal policy. |