| Tez Türü | Tıpta Uzmanlık |
| Ülke | Türkiye |
| Üniversite | Tokat Gaziosmanpaşa Üniversitesi |
| Enstitü | Tıp Fakültesi |
| Anabilim Dalı | Göğüs Hastalıkları Ana Bilim Dalı |
| Tez Onay Yılı | 2025 |
| Öğrenci Adı ve Soyadı | Mücahit GÜLEÇ |
| Tez Danışmanı | PROF. DR. HANDAN İNÖNÜ KÖSEOĞLU |
| Türkçe Özet | Obstrüktif uyku apne sendromu (Obstructive Sleep Apnea Syndrome, OSAS) tekrarlayan apne ve hipopne ataklarıyla karakterize, prevalansı obezite ve yaşlanmayla artan yaygın bir hastalıktır. Son epidemiyolojik verilere göre dünyada yaklaşık 1 milyar kişi OSAS'dan etkilenmiştir. Hastalarda horlama, tanıklı apne, gündüz aşırı uyku hali, sabah baş ağrısı, dinlendirmeyen uyku, halsizlik, yorgunluk gibi semptomlar görülmektedir. Semptomlarda yaş, obezite, cinsiyet, ırk gibi faktörlere bağlı heterojenlik görülmektedir. OSAS ilişkili semptomların varlığında yapılan Polisomnografi (PSG) incelemesinde ölçülen Apne-hipopne indeksi (AHİ), klinik uygulamada OSAS tanı ve şiddet derecelendirmesinde halihazırda klinik uygulamada kullanılan parametre olsa da; gece uykuda yaşanan oksijen desatürasyonunun kapsamını ve süresini yansıtmaması, OSAS'ın klinik ağırlığı ve ilişkili olduğu serebrovasküler hastalık, hipertansiyon, koroner arter hastalığı, kalp yetmezliği, kronik böbrek hastalığı, tip 2 diyabetes mellitus gibi hastalıkları öngörmedeki rolünün kısıtlılığı gibi nedenlerle, son yıllarda tanıya yönelik yeni parametreler üzerine çalışmalar yapılmıştır. Hipoksik yük (HY) ve solunum olayı süresi bu belirteçler arasındadır. Bu çalışmada; OSAS ağırlığı ve sonuçlarını öngörmede HY ve solunum olay süresinin öneminin araştırılması amaçlanmıştır.Çalışmada, 01.02.2024-01.10.2024 tarihleri arasında Tokat Gaziosmanpaşa Üniversitesi Araştırma ve Uygulama Hastanesi Göğüs Hastalıkları Anabilim Dalı Uyku Bozuklukları Tanı ve Tedavi Merkezine, uykuda solunum bozuklukları ön tanısı ile başvuran ve PSG yapılan olgular; test kayıtları, test öncesinde yapılan uyku anketleri ve PSG raporları ile değerlendirildi.Çalışmaya yaş ortalaması 47,64±11,44, BKİ ortalaması 31,88±5,82 olan, 497 (%69) erkek, 224 (%31) kadın toplam 721 hasta alındı. Olgular AHİ'ye göre üç gruba ayrıldı; hafif dereceli OSAS (n=200, %28), orta dereceli OSAS (n=225, %31), ağır dereceli OSAS (n=296, %41). Solunum olayı süresi parametrelerinden ortalama apne süresi, ortalama hipopne süresi, toplam apne-hipopne süresi ve tüm HY parametreleri (HY-TST, HY-REM, HY-NREM, HY-supin, HY-nonsupin) gruplar arasında anlamlıviifarklılık gösterdi. Semptomlar ve ek hastalıkları açısından bakıldığında; AHİ'ye göre yapılan sınıflamaya göre, olguların horlama, tanıklı apne, GAUH, insomnia gibi semptomlarının her üç grupta benzer olduğu görüldü. Tanıklı apne şikayeti olanlarda; HY-TST, HY-NREM, HY-supin değerleri anlamlı yüksek bulundu (p<0.05). Ek hastalıklar karşılaştırıldığında ise; HT, KAH, KVH, DM görülme oranları gruplar arasında farklı idi (p<0.05).Çalışmamızda yapılan korelasyon analizlerinde tüm HY parametrelerinin PSG incelemesinde geleneksel olarak bakılan AHİ (REM, NREM, Supin, Yan), ortalama SpO2, minimum SpO2, ODİ, T90 gibi parametrelerle kuvvetli ilişkili olduğu görüldü. Solunum olayı süresi parametrelerinden, toplam apne-hipopne süresi ile AHİ, AHİ-NREM, AHİ-Yan, ODİ arasında pozitif yönlü, minimum SpO₂ ve ortalama SpO₂ arasında negatif yönlü ilişki izlendi.KVH varlığını göstermede HY parametreleri ve solunum olay süresine ait eşik değerleri belirlemek için ROC analizleri yapıldı; toplam apne-hipopne süresi eşik değeri 41.2 dakika, HY-TST için eşik değer 39.4 bulundu.Kardiyak ve metabolik hastalıklar için bağımsız öngörücüleri belirlemek amacıyla çok değişkenli lojistik regresyon analizleri yapıldı. KVH için tanıklı apne, yaş, BKİ, toplam apne-hipopne süresi, AHİ, ESS ve T90 bağımsız belirleyiciler olarak bulundu.Sonuç olarak; OSAS'ın risk faktörleri, patofizyolojik mekanizmaları, klinik prezentasyonu, sonuçları itibariyle heterojenite göstermesi dikkate alındığında; geniş bir yelpazeye sahip olan bu hastalığın tek bir parametre ile tanımlanması, kompleks bir hastalığı basite indirgemek demektir. Tanı ve tanımlamaya yönelik yeni geliştirilen belirteçler arasında yer alan HY, en umut vaad edici parametrelerden biridir. HY'nin normal ve anormal düzeylerinin ne olduğunu, tedavi yanıtının izlemindeki rolünü belirlemek için daha fazla araştırmaya ihtiyaç vardır. Çalışmamızdan elde edilen verilerin bu konuda yapılacak araştırmalara ışık tutacağı düşüncesindeyiz. |
| İlgilizce Özet | Obstructive Sleep Apnea Syndrome (OSAS) is a common disorder characterized by recurrent apnea and hypopnea episodes, with a prevalence that increases with obesity and aging. According to recent epidemiological data, approximately 1 billion people worldwide are affected by OSAS. Patients often present with symptoms such as snoring, witnessed apnea, excessive daytime sleepiness, morning headaches, non-restorative sleep, fatigue, and tiredness. These symptoms vary due to heterogeneity related to factors such as age, obesity, sex, and race. Although the Apnea-Hypopnea Index (AHI), measured through polysomnography (PSG), is currently the standard parameter used in clinical practice to diagnose and grade OSAS severity, it does not reflect the extent and duration of nocturnal oxygen desaturation. Additionally, its limited role in predicting diseases associated with OSAS, such as cerebrovascular disease, hypertension, coronary artery disease, heart failure, chronic kidney disease, and type 2 diabetes mellitus, has led to investigations into new diagnostic parameters. Hypoxic burden (HB) and respiratory event duration are among these novel markers. This study aimed to investigate the importance of HB and respiratory event duration in predicting OSAS severity and outcomes.In the study, patients who were admitted to the Sleep Disorders Diagnosis and Treatment Center of the Department of Chest Diseases at Tokat Gaziosmanpaşa University Research and Training Hospital with a preliminary diagnosis of sleep-disordered breathing between 01.02.2024 and 01.10.2024 and underwent PSG were evaluated using test records, pre-test sleep questionnaires, and PSG reports.A total of 721 patients were included, consisting of 497 (69%) males and 224 (31%) females, with a mean age of 47.64±11.44 years and a mean BMI of 31.88±5.82. Based on AHI, the cases were divided into three groups: mild OSAS (n=200, 28%), moderate OSAS (n=225, 31%), and severe OSAS (n=296, 41%). Parameters of respiratory event duration including average apnea duration, average hypopnea duration, total apnea-hypopnea duration, and all HB parameters (HB-TST, HB-REM, HB-NREM, HB-supine, HB-non-supine) showed significant differences between the groups. Regarding symptoms and comorbidities, symptoms such as snoring, witnessedixapnea, EDS, and insomnia were found to be similar across all three groups classified by AHI. Among those with witnessed apnea, HB-TST, HB-NREM, and HB-supine values were significantly higher (p<0.05). Comparison of comorbidities revealed significant differences in the prevalence of HT, CAD, CVD, and DM between the groups (p<0.05).Correlation analyses showed that all HB parameters were strongly associated with traditional PSG parameters such as AHI (REM, NREM, supine, lateral), average SpO2, minimum SpO2, ODI, and T90. Among respiratory event duration parameters, total apnea-hypopnea duration showed a positive correlation with AHI, AHI-NREM, AHI-lateral, and ODI, and a negative correlation with minimum and average SpO2.ROC analyses were performed to determine cutoff values of HB parameters and respiratory event duration for predicting the presence of CVD. The cutoff value for total apnea-hypopnea duration was found to be 41.2 minutes, and for HB-TST it was 39.4.Multivariate logistic regression analyses were conducted to identify independent predictors for cardiac and metabolic diseases. Witnessed apnea, age, BMI, total apnea-hypopnea duration, AHI, ESS, and T90 were identified as independent predictors for CVD.In conclusion, considering the heterogeneity of OSAS in terms of risk factors, pathophysiological mechanisms, clinical presentation, and outcomes, defining such a broad-spectrum disease with a single parameter would oversimplify its complexity. Among the newly developed diagnostic indicators, HB appears to be one of the most promising. Further research is needed to determine the normal and abnormal levels of HB and to evaluate its role in monitoring treatment response. We believe the data obtained from our study will provide valuable insights for future research in this field. |