| Makale Türü |
|
| Makale Alt Türü | Diğer hakemli uluslarası dergilerde yayınlanan tam makale |
| Dergi Adı | Eskiyeni |
| Dergi ISSN | 1306-6218 Wos Dergi |
| Dergi Tarandığı Indeksler | Art Index (Art Research Database, EBSCO) |
| Makale Dili | Türkçe |
| Basım Tarihi | 03-2020 |
| Sayı | 40 |
| Sayfalar | 219 / 242 |
| DOI Numarası | 10.37697/eskiyeni.667866 |
| Makale Linki | https://dergipark.org.tr/tr/pub/eskiyeni |
| Özet |
| Son dönem Osmanlı ulemasının önemli simalarından biri olan Çerkeşşeyhizâde Mehmed TevfikEfendi, ilim ve tasavvuf ehli bir ailenin evladı olarak 1242/1826 yılında Ankara’da dünyaya gelmiştir.İlk tahsilini doğduğu şehirde aldıktan sonra İstanbul’a gelmiş, burada Vidinli Mustafa Efendi ile HafızSeyyid Efendi gibi âlimlerin derslerini takip ederek onlardan icazet almıştır. İmparatorluğun çeşitlibölgelerinde mevleviyet görevlerinde bulunmuş, Medine’de kadılık yapmış, sonrasında Ankara’yadönerek müderrislik yapmıştır. Bunların dışında çeşitli vazifelerde de bulunmuş, en son 1899 yılındasırasıyla önce Anadolu sonra da Rumeli Kazaskerliği payesi ile taltif edilmiştir. 1901 yılında vefat edenmüellif, İstanbul Aksaray’da defnolunmuştur.Ardında sarf, nahiv, edebiyat, sağlık, fıkıh, mantık, felsefe, tasavvuf ve kelâm alanında çoğu risale tarzında pek çok eser bırakan Çerkeşşeyhizâde Mehmed Tevfik Efendi, İslâm inancının en temel meselelerine dair görüş beyan etmiştir. Bu manada tevhîd konusunda da fikirlerini dile getirmiştir. O, tevhîdeadeta giriş sadedinde önce birliğini ortaya koyacağı ilahın varlığını (isbât-ı vâcib) ispat etmeye çalışmış,bu manada açıklamalarını özellikle vâcib, mümkün ve mümteni kısımlarından oluşan varlık mertebeleriüzerine yoğunlaştırmıştır. Bu kavramlardan hareketle oluşturduğu öncüllere bağlı olarak bir zorunluvarlığın gerekliliğini akli yoldan ispat etmiştir. Sonrasında evrendeki düzene delalet eden bir kısım âyetlerden yola çıkarak bir ilahın varlığının zorunlu olduğunu göstermeye çalışmıştır.Müellif, tevhîd konusunu işlerken onun mahiyeti, zat-sıfat ilişkisi, aklın tek başına bu ilkeye ulaşmasının imkânını ele almış, ayrıca filozofların sudur teorisinin tevhîd düşüncesi bağlamında bir değerlendirmesini yapmıştır. Bu meselelerle ilgili olarak o, tevhîdi, Allah’ın vâcibü’l-vücûd, yaratıcı vema‛bud olma hususunda birliği olarak açıklamıştır. Yine Allah’ın sıfatlarının O’nun zatının ne aynı nede gayrı olduğunu ifade ederek tevhîd düşüncesinin zedelenmesinin önüne geçmeye çalışmıştır. Bukonuda İslâm filozoflarının sudur anlayışı çerçevesinde ortaya koydukları görüşlerin cisimlerin kadimliği düşüncesini beraberinde getirdiği için onların İslâm’ın tevhîd anlayışından uzaklaştıklarınısavunmuştur.Onun bu konuda ilgisini yoğunlaştırdığı temel mesele ise şüphesiz tevhîd delilleri olmuştur. Bu manada öncelikle Allah’ın varlığını ispat aşamasında yer verdiği vâcib/zorunlu kavramından hareketleO’nun birliğini ortaya koymaya çalışmıştır. Bu aşamada önce âlemin mümkün varlık olmasından yolaçıkarak onun zorunlu bir varlığa ihtiyaç duyduğunu ifade etmiştir. Sonra da O’nun yokluğunu tasavvur etmenin açmazlara neden olduğunu belirterek vâcib/zorunlu varlığın gerekliliğini göstermiştir.Bu noktada O’nun kendisi gibi ikinci bir farazi ilahın yokluğunu düşünmenin ise hiçbir sıkıntıya yolaçmadığını ifade ile o vâcib varlığın bir olduğunun anlaşıldığını belirtmiştir.Çerkeşşeyhizâde Mehmed Tevfik Efendi, tevhîd delilleri içerisinde en çok burhân-ı temânuʽ delili üzerinde durmuştur. Kur’ân kaynaklı olması, selef ulemanın da ona ağırlık vermesi müellifin bu tercihinde etkili olmuşa benzemektedir. Bu delil, varlığı zorunluğu ilahın yanında farazi bir ilahın dahavarlığının kabul edilmesi halinde, aralarında çıkacak bir ihtilaf ihtimali ve bunun neticesi üzerindenortaya konan bir kanıttır. Müellif de bu minvalde delili aktarır. Buna göre ilahlardan biri, bir varlığınhareketini, diğeri onun sükununu murat ettiğinde, ikisinin de dediği olursa, bu bir şeyin aynı anda ikizıt niteliği üzerinde taşıması anlamı içereceği için mümkün değildir. İkisinin de dediği olmazsa ilahlığa zıt acizlik durumu ortaya çıkacağı için bu seçenek de söz konusu olamaz. Şayet sadece birinindediği olursa, diğerinin yine acizliği ortaya çıkıp ilahlık iddiası ortadan kalkacağı için dediği olan ilaholur ve bu ilahlığında tek kalmış olur. Müellif, bu konuda ilgili delili aktardığı gibi onun kesinlik bildirip bildirmediği hakkında da fikir beyan etmiştir. Ayrıca bu delili yanlış aktardığını düşündüğü bazışahsiyetlere yönelik itirazlarını da dile getirmiştir.Müellifin bu konuda yer verdiği bir diğer tevhîd delili ise daha çok İmam Mâtürîdî ile özdeşleşen birkanıttır. Buna göre bir olduğunu iddia eden ilahın peygamberi olan zatın, kendi davasını ispat içingösterdiği mucize, aynı zamanda o ilahın birliğinin de ispatı mahiyetinde iken, diğer farazi ilahın bukonuda sessiz kalması, ilahın bir olduğunu ispat eder. |
| Anahtar Kelimeler |
| Atıf Sayıları | |
| TRDizin | 1 |
| Google Scholar | 4 |