Kıraatlere ve Mushaf Hattına İttibâın Hükmüne İlişkin “Sünnet” Kavramının Kıraat ve Fıkıh Usûlü İlmi Açısından Tahlili     
Yazarlar (1)
Dr. Öğr. Üyesi Yunus YALÇIN Tokat Gaziosmanpaşa Üniversitesi, Türkiye
Makale Türü Açık Erişim Özgün Makale
Makale Alt Türü Ulusal alan endekslerinde (TR Dizin, ULAKBİM) yayınlanan tam makale
Dergi Adı BÜLENT ECEVİT ÜNİVERSİTESİ İLAHİYAT FAKÜLTESİ DERGİSİ
Dergi ISSN 2148-3728
Dergi Tarandığı Indeksler TR DİZİN, EBSCO Central & Eastern European Academic Source (CEEAS), ERIHPLUS, SOBİAD, Jics Sherpa Romeo, Road, Researchbib, EuroPub, BASE
Makale Dili Türkçe
Basım Tarihi 01-2024
Cilt No 11
Sayı 2
Sayfalar 453 / 479
DOI Numarası 10.33460/beuifd.1461044
Makale Linki https://doi.org/10.33460/beuifd.1461044
Özet
Bu çalışma teklîfî hükümlerden sünnetin fıkıh usûlündeki mahiyeti ve kıraat ilminde hangi anlamda kullanıldığı hakkındadır. Sünnet kavramının nerede lügavî nerede ıstılâhî anlamda kullanılıp kullanılmadığının bilinmesi sünnet kavramının mahiyetini anlamak açısından önemlidir. Bundan dolayı çalışma iki ana bölüme ayrılmıştır. Birinci bölümde sünnet kavramının fıkıh usûlündeki mahiyeti üzerinde durulmuştur. İkinci bölümde kıraat ilminin iki meselesi hakkında verilen sünnet hükmünün mahiyeti izah edilmeye çalışılmıştır. Bu iki meseleden birincisi kıraatlerin sünnet olması; diğeri mushaf hattına ittibâın sünnet olmasıdır. Kıraat kitapları ile tefsir ve fıkıh kitaplarında kıraatlerin tabi olunması gereken bir sünnet olduğu ifade edilmiştir. Bu çalışmada kıraatlerin sünnet olmasının anlamının bu meyanda görüş beyan eden kıraat, tefsir ve fıkıh âlimlerinin ortak görüşüne göre kıraatlerin tevkîfî olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Bu itibarla kıraatlerin sünnet olması, kıraatlerin yeteri sayıda uzmanlık alanı seçen kişiler tarafından bilinmesinin vâcip/farz olması anlamındadır. Mushaf hattına ittibâın sünnet olması hakkında ise âlimlerin üç farklı görüşte olduğu tespit edilmiştir. Bunlar resm-i mushafın tevkîfî olduğu görüşü; resm-i mushafın ictihâdî olduğu görüşü ve resm-i mushafın tevkîfî olup yeterince kişinin onu bilmesinin yeterli olmasının yanında resm-i kıyâsî ile yazmanın da câiz olduğu görüşüdür. Kıraatlerin tevkîfî olmadığı görüşünde olan Bâkıllânî, İbn Haldûn ve Ezher ulemasının müctehid vasfında olmamaları ve tevkîfî kabul edilmesi görüşünde olan selef ulemanın görüşlerinin daha isabetli olması resm-i mushafa ittibâın lüzumunu ifade etmeye yeterlidir. Ayrıca kıraatlerin sıhhat şartlarından birisi olan resm-i Osmânî'ye uyma kuralının bulunması resm-i mushafın tevkîfî olduğunun kabul edilmesini gerektirir. Bunun yanında tevkîfî olmadığını söyleyenlerin çoğunluğu Kur'an'ın asıl nüshalarının ilk yazılan hat ile yazılması gerektiğini de kabul etmektedirler. Sadece sıradan halkın Kur'an okurken okuduğu gibi yazılmasının bir kolaylık olacağını ifade etmektedirler. Sonuç olarak kıraatlerin sünnet olmasının ve mushafa ittibâın sünnet olmasının anlamının vâcip olduğu söylenebilir.
Anahtar Kelimeler
Kıraat | Fıkıh Usûlü | Teklîfî Hüküm | Sünnet | Mendup.